Bu sitemizde 101. yazı ve bunlarla beraber 95 onaylanmış yorum bulunmakta sitemizde. Ama yaklaşıko olarak sildiğimiz yorumların sayısı 150′yi falan bulmuştur.
Silme nedeni ise karalama, küfür etme falan da değil. Siteye yorum bıraktığınız zaman en altta yorumunuzun altında bir not belirir” Yorumunuz denetim için onay beklemektedir” diye. Bakın size açıklıyor, onay bekliyor.
Fakat buna inanmayan arkadaşlar aynı yorumu 6-7 defa yapınca zannediyorlar ki site bıkacak ve o an onaylayacak Yok öyle birşey, sizi kandırmışlar. Ne zaman uyanırsam o zaman onaylarım.
Öyle çetrefilli, edebiyat parçalayan bir yazıya gerek duymadım ama öyle yada böyle 100. yazıya erdik bu postla beraber.
Bir sürü saçma şeylerde koyduk, kimi zaman şikayet ettik bazen yapmak istediklerimizi yazdık… Şunu yapacağız, böyle böyle olacak diye ahkam da kestik. Hiçbirini de yapmadık nitekim. Aradan çok sular geçti, aynı nehirde 2 kere yıkanamadık.
Ama öyle yada böyle 100. yazıya eriştik. Hiç aklımda bile yokken bir gece gelen bir maille alan adının %50 indirimli olduğunu gördüm ve o an bu alan adını aldım. Tam o sırada Burhan Altıntop’un videosunu izliyordum Direk oradan duyduğumu alan adı olarak seçtim, bir hışımla açtım. Çok şey değil hiç bir şey beklemedim ama ilk 3 ayda pagerank atladık. Bir heves verdi biraz daha özen göstermeye çalıştık, sadece çalıştık ama…
Topu topu 50 yazımız varken bile ziyaretçi sayısındaki istatistikler hep bi umut verdi. İnşallah zamanla daha da artacaktır.
Bu sefer şöyle yapacağız, böyle projeler var demeyeceğim. Hiç bir şey yok işte Aynı tas aynı hamam.
İnternetin olmadığı zamanlarda daha zor elde edilen korsan materyaller, internet ile birlikte çok kolay ve hızlı bir şekilde elde edilebiliyor. Peki, ama neden korsan materyallere yöneliyoruz? İşte cevabı Örnek olarak kendi ülkemizi ve kendi ülkemizdeki en düşük değerleri vererek “neden korsan?” sorusunu yanıtlamaya çalışacağım. Ülkemizdeki en alt resmi ücret olan asgari ücretin tüm vergiler düşülmüş net hali 503,26 YTL dir. Türkiye genelinde hesap yapacağımız için, bir bireyin kazancını asgari olarak ele alacağız. Elbette daha fazla kazananlar da vardır. Fakat hem kazancı hem de giderleri minimumda ele alarak basit bir hesap yapacağız. Şimdi bir vatandaşımızın çalışarak ayda aldığı ücret 503.26 YTL. Bu ücretle bir ay boyunca geçinmeye çalışan vatandaşımızın giderlerini hesaplayacağız. İlk olarak, gerekli olan harcamalardan başlayarak özel harcamalara doğru giderek “neden korsan?” sorusuna cevap vereceğiz. Asgari ücretli vatandaşımızın ailesini 4 kişilik bir aile olarak ele alıyoruz. Şimdi basit hesabımıza geçelim;
Gelir 1
Asgari ücret:
503.26 YTL
Gider 1
Aylık Ekmek Ihtiyacı
Hergün 4 ekmek.
4x 1 YTL = 4 YTL günlük ekmek
ihtiyacı, bu ailenin aylık olarak ekmek
ihtiyacına harcayacağı para ise
4×30= 120 YTL.
Aylık ekmek ihtiyacı için
120 TL
Gider 2
Aylık Mutfak Masrafı
Vatandaşımızın ailesini doyurabilmesi
için, aylık mutfak giderleri var. Ana
gıda maddelerinden; et, süt, yumurta,
zeytin, peynir, yoğurt…Her türlü
gıdasını alabildiğini düşünerek
haftada 100 YTL mutfak masrafı için
harcıyor. Standart olarak, mutfak için
gerekli tüm besinleri alabildiğini
düşünüyoruz.
Aylık Mutfak gideri
4×100 = 400 TL
Gider 3
Vatandaşımızın aylık olarak, evinde
kullandığı elektrik gideri var. Bu gider
için minimum 30 YTL diyoruz.
Aylık elektrik gideri
30 YTL
Gider 4
Vatandaşımızın aylık olarak, evinde
kullandığı su gideri var. Bu gider için
minimum 30 YTL diyoruz.
Aylık su gideri
30 YTL
Gider 5
Vatandaşımızın aylık olarak, evinde
kullandığı telefon gideri var. Bu gider
için minimum 30 YTL diyoruz. Fakat hiç
konuşmasa bile zaten bir “sabit ücret”
ödüyor.
Aylık telefon gideri
30 YTL
Şu ana kadarki giderleri ödeyerek; vatandaşımıza yiyecek sağladık ve hayatta kaldı. Elektrik, su ve telefon faturalarını ödedik, evi kullanabilmesini sağladık. Henüz ev kirasını vermedik, işe giderkenki yol masrafını yazmadık, kıyafet giderleri, ufak tefek ekstraları yazmadık. Şu anki durumla vatandaşımın elinde ne kadar parası kalmış bakalım;
Asgari ücret: 503.26 TL
Aylık ekmek ihtiyacı için: 120 TL
Aylık Mutfak gideri: 400 TL
Aylık elektrik gideri: 30 TL
Aylık su gideri: 30 TL
Aylık telefon gideri: 30 TL
Vatandaşta kalan para: -107 TL
Gördüğümüz gibi henüz 5 parça gider yazmamıza rağmen ( sigara, kontör, ev kirası, yol parası, sağlık giderleri, eğitim giderleri, giyim giderleri, özel ihtiyaçlar henüz hesapta yoklar!) vatandaşımızın elinde para kalmadı, hatta 107 YTL eksiği var. Şimdi bu vatandaşımız standart bir İNSAN gibi yaşamasını gerektirecek giderlerini bile ödeyemiyorken; evinde internete bağlanmak isterken, kendi tuttuğu takımın maçını seyretmek isterken, kendi tutuğu takımın lig maçını bırak Avrupa maçlarını izlemek isterken, sinemaya gitmek isterken, kitap almak isterken, sevdiği sanatçının albümünü dinlemek isterken, bilgisayarında program kullanmak isterken, arabasına benzin almak isterken, sigara içmek isterken ve daha bir çok ihtiyacı, hobisi ve kendisinin standart bir İNSAN GİBİ yaşamasını sağlayacak olan çeşitli materyallere nasıl olsunda ödeme yapabilsin? Daha doğrusu neden ödeme yapsın ki? Yaşaması için bile yeterli parası yokken, bu hak ona verilmemişken, devlet tarafından, hükümet tarafından bu yaşam standardı ona sağlanmamışken neden daha ucuzuna ya da bedavasına yönelmesin ki? Korsan elbette bir suçtur. Ama bu suçu; ilgili firmalar, sanatçılar birazda kendilerinde arasınlar. Eğer bu firmalar, sanatçılar vatandaşın yaşam standardını iyileştirmek için mücadele etmezlerse, korsan asla önlenemez. Her hafta sonu internette yeni bir sitede maç yayını yapılır, her köşe başında kitap ve cd satılır, her elektrik sayacıyla oynanır, her türlü hırsızlık ve soygun maalesef ki Mübahtır!
Neden korsan he? Neden olmasın kardeşim?
Aslında çok şeydir, Türk olmak.
Türk olmak, Osmanlı’nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın borçla yaşayan evladı gibi.
Kosova’da ve Bosna’da, Batı Trakya’da ve Makedonya’da bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını vermektir.
Türk olmak
- Kıbrıs’ta,
- Hocali’da,
- Anadolu’da ve Balkanlar’da
soykırıma uğrayıp karşılığında yapmadığın soykırımla suclanmaktır.
Türk olmak
- faşist olmaktır, vatanına, milletine, tarihine sahip çıktığında…
- demokrat ve cağdaş olmaktır, vatanına, milletine, tarihine sövüldüğünde…
Türk olmak lisanının Avrupa’da yasaklanmasıdır ve yine Türk olmak kendini ve derdini anlatamamaktır.
Avrupa’da hor görülmek Türk olmaktır,
- ataların bir çok asır önce Viyana’yi kuşattiği için ve
hoş görülmemektir
- tabii ki – sadece kuşatıp; Napolyon gibi bütün Viyana’yı yakmadığın için.
Türk olmak
- Selanik’te Pontus Anıtı’nın,
- Viyana’da ciğnenen yeniçeri minberinin ve
- Malta’da papazın üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin
önünden geçmektir.
Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir.
- Üç kıtadan dönüp,
bir küçük yarımadada misafir muamelesi görmektir.
- Sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır,
- aynı zamanda sayısız imparatorluk yıkmak da Türk olmaktır.
Türk olmak
- Arabaya koşulan ilk atın vatanında,
- ilk yazılı antlaşmanin imzalandığı yurtta,
- yazının bulunduğu,
- paranin icat edildiği
- her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta,
kalkınmak icin yabancı sermaye beklemektir.
Türk olmak;
- Truva’dan bu yana,
- Sümer’den bu yana serpilerek gelse de,
- tarihten eski bu topraklarda,
- bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen,
bir haftalık hafiza ile yaşamaktır.
- Doğu Roma’yi da
- Batı Roma’yi da yıkıp,
yeni Roma olan AB’ye girmeye calışmaktır, Türk olmak.
Türk olmak,
- Mostar’da köprüdür,
- Kerkük’te kaledir,
- Istanbul’da Kızkulesi’dir,
- Anadolu’da buğdaydir,
- Çukurova’da pamuktur,
- Ege’de tütün,
- Karadeniz’de fındık,
- Trakya’da ayçiçeğidir.
Türk olmak
- Çanakkale’de ölmektir.
- Çanakkale’de ölmeden önce düşmana su vermektir,
- onun yaralısını sırtında kendi hastanesine taşımaktır.
- Düşmanın ardından rahmet okumak,
- kanlısından helallik almaktır.
- Sabahları odana rahmet dolsun diye, cami açmaktır.
- Kar yağdığında kayak yapmayı değil, evsizleri düşünmektir.
- Balkon köşesine kuşlar icin, kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır.
- Yağmura rahmet,
- kara bereket diye bakmaktır.
Türk olmak,
- harap bir ülkede,
- zengin ülkelerin müstemlekesini reddedip,
- tahtadan kılıç ve ipten üzengi ile,
- paylaşacak ve sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen,
- yedi düvele meydan okumaktır.
Türk olmak
- askere davul-zurna ile uğurlanmaktır,
- belki de dönmeyeceğini bilerek.
Türk olmak,
- annenin şehit oğlunun ardından ‘Bir oğlum daha olsun, onu da vatan icin göndereceğim.’ demesidir.
- Babanin gözyaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken ‘Vatan sağ olsun!’ demesidir.
Türk olmak
- ‘Türk çayında radyasyon olmaz!’ yalanları ile,
- ‘Gusül abdesti alana AIDS bulaşmaz!’ dolanlari ile
yaşamaktır.
Her hükümetin
- enkaz devraldığı, ama
- asla ardında enkaz bırakmadığı ülkede olmaktır.
Türk olmak,
- ecdadın yaşadığı kıtlıktan dolayı, çayın yanında gelen şekerden fazla olanı garsona geri vermektir.
- Ayni nedenle Türk olmak, yemeği ziyan etmekten korkmaktır.
- Göz hakkına, diş kirasına saygıdır.
Türk olmak.
- Evindeki bir kap aşın yarısını Tanrı misafirine vermektir.
- Kendi yerde, misafiri döşekte yatırmaktır Türk olmak.
Türk olmak,
- milli maçta ağlamaktır.
Türk olmak,
- aşkını ölesiye sevmektir.
- Sevdiceğinin elini bir kez tutamadan, toprağa girmektir.
- En güzel aşk şiirlerini yüreğinde hissetmektir. Eşkiyaya türkü yakmaktır, Türk olmak.
- Milletine sövmektir, ama başkasına sövdürmemektir, Türk olmak.
Türk olmak
- Yunus’u bilmektir,
- Aşık Veysel’i sevmektir.
- Mevlana’yi, Haci Bektaş-i Veli’yi ve Hoca Yesevî’yi
tek bir satırını okumasa da yüreğinde taşımaktır.
Türk olmak,
- saz çaldığında,
- ney üflendiğinde,
- kös dövüldüğünde ve kaval çaldığında,
- yüreğinin derinlerinde bir sızı sezmektir,
bir de Yemen Türküsü’nde…
- Hayatın sana verdiklerine ‘Nasip’,
- vermediklerine ‘Kısmet’ demektir.
- Her işin ‘Hayırlısına’ inanmaktır ve
- ağlamamak icin çok gülmekten çekinmektir.
Türk olmak,
- Asya’da batılı,
- Avrupa’da doğulu diye tepki görmektir.
Irk sözünü bilmeden yaşamak, yaradılanı Yaradan’dan ötürü sevmektir.
- Magazin programlari ile dizilerin arasina sıkışsa da,
- silkinip üzerindeki ölü toprağını atabilmektir.
Türk olmak,
- mahalle maçı için ayni saatte, on kişi buluşamazken, milyon kişinin bir araya gelmesidir.
- Tavla oynarken bile kavga ederken, milyon kişinin kavga etmeden gösteri yapabilmesidir.
Türk olmak,
- buhran zamanında Arjantin’de de mağazalar yağmalanırken,
- daha ağır buhranda sıraya girerek, sorumlusuna en ağır cezayi tek bir cam kırmadan sandıkta kesmektir.
Türk olmak
- en zayif gününde bile dünyaya meydan okumak,
- en dertli gününde bile her ufunetin bir şafakta biteceğini bilerek tevekkül göstermektir.
Zor iştir Türk olmak. Türk olmak
- Anadolu’da her düşen yağmur damlasına hamdetmek,
- her çıkan başak için şükretmektir.
Türk olmak, medeniyetler mezarlığı Anadolu’da dik durabilmektir.
Üniversiteli Kızın Kira Cinneti
Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 2. sınıf öğrencisi 23 yaşındaki D.K. kiradaki gecikme nedeniyle tartıştığı 49 yaşındaki ev sahibi E.İ. ve 56 yaşındaki eşi M.K.İ’yi bıçaklayarak hastanelik etti.
Öğrenci evlerinde kalmak ayrı bir ayrıcalık ister, sorumluluk ister. Yemek yapımı, bulaşıklar, temizlik, alışveriş, faturalar ve bilumum dert bir yana geniş kapsamlı bir muhasebe işi ister. Öyle hesaplamalar yapar, öyle toplar çarpar çıkarırsınız ki bir yerden kimin eli kimin cebinde söylemleri bile dolaşmaya başlar ortamda.
İşte matematik okumanın verdiği cesaretle “olmayana ergi” yöntemini kullandık ve evvel zaman içinde eve çıktık. Üstüne bir kaç ev değiştirdik. Fakat gel gör ki onca şeyi birbirine karıştırmadan yaptık fakat ev sahipleri konusunda ya biz hep en kötüsüne denk geldik ya da ev sahibi olmak ayrı bir ibnelik istermiş, bunun farkına yeni vardık. Ev sahipleri konusunda hiç ama hiç şansımız olmadı. Etrafımıza baktığımızda da herkes ev sahiplerinden gayet memnun hatta kimileri öve öve göklere bile çıkarır oldu.
Taşınma işleminden bıktık ve şu an kaldığımız evde en azından 1 sene tamı tamına oturma üzerine voltran oluşturduk bile diyebilirim. Ama bir yerde yanlış yaptık yine… “Hacıdan ev tuttuk.”
83 yaşında, hacı bir ev sahibimiz var. Lafta hacı ama. Kiraya verdiği dükkanLARı, evLERi yığınla.Böyle bir adamdan ev tuttuk fakat önce bir elektrik sorunumuz çıktı. Önceki yazılarda da bahsetmiştik. Oturduğu yerden yaşlılığa bahane vererek bizi koşturdu tüm işlerine. Be adam, önceki kiracın çıktıktan sonra borç harç var mı kontrol ettir. Neyse bir hafta boyunca süren koşuşturmanın ardından çözüldü. Aradan 3 ay geçti ve eski kiracıların suyu hiç açtırmadığı ortaya çıktı. Böylece kullanılmış tüm suyun borcu yine bize kitlendi. Ayrıca zaman aşımı sebebiyle önceki kiracıya da devredemiyoruz.
Malum kış geldi. Doğalgaz bağlattırdık. Fakat 1 aydır o sürüyor. Doğalgaz mühendisleri kombinin memeleri değişmeden gaz vermeyiz dediler. Tesisatçı gaz gelmeden test yapamam, değiştiremem, gaz gelsin öyle diyor. O apayrı dert zaten ve bununla beraber 50 TL kombi masrafı çıktı. 250 TL zaten açılış için verdik. Eski kiracı borçları da bize kitlendi. Böyle durumda böyle bir hacıya 1 liramı bile helal etmem o yüzden 50 lirayı kiradan keserek gönderdim, nah alır o parayı benden.
Herşey güzel hoş ama sorun tam burada başlıyor. Yaşlılık bahanesiyle elektrik için kıçını kaldırmayan adam geçtiğimiz ay kirayı 5 gün geç yatırdık diye 4.kat nefes nefese ve 1. kat komşunun koluna girerek çıktı ve eve baskına geldi. “Bir daha olursa protesto çekerim” diyerek tehdit etti ve gitti. 4 kat çıktı lan. Evde yığıldı kaldı zaten. Hani derler ya bir ayağı toprakta zaten aynı o mod. Ayrıca bu “hacı”nın vergi kaçırdığına da kulak misafiri olduk fakat alan razı-veren razı muhabbetinden asla ispatlayamayacağımız için bok atmak istemiyorum. Bakınız: HACI… Şimdi ev soğuk, doğalgaz hala açılmadı. Bu kadar dertle uğraştıktan sonra 1 gün kirayı geç yatırdık diye bana bir daha gelirse ona özel yapım, cepleri olan amerikan kumaşından kefen hediye etmek istiyorum. Parayı mezara getirmek için belki ona da bir çözüm bulmuştur.
Siz siz olun, her sakallıyı hacı sanmayın. Ev sahiplerinize çok dikkat edin ve güvenmeyin, sonuçta kan bağınız bile yok niye güvenesin? O sana güvenmediği için sözleşme yapmıyor mu zaten? Siz de güvenmeyin bu ibnelerin “geneline”. Hepsine demiyorum, iyileri varmış. Ve hele ki hem sakallı, hem hacı hem de ev sahibiyse gördüğünüz an 3 ihlas bi elham okuyun, euzu besmele çekip kaçıp oradan.